• USD  6,29
  • EURO  7,39
  • BORSA  97.988,16
  • ALTIN  242,18
SON DAKİKA
EGEMENİM, ERKEĞİM

Demet Altınyeleklioğlu demet.altinyelek@gmail.com

EGEMENİM, ERKEĞİM

06 Mart 2018 16:48

O değil de, biraz sunucu egemen bir program olmuş. Şu sosyal medyayı çalkalayan Hülya Avşar- Mehmet Aslantuğ söyleşisinden bahsediyorum.


O değil de, biraz sunucu egemen bir program olmuş.
Şu sosyal medyayı çalkalayan Hülya Avşar- Mehmet Aslantuğ söyleşisinden bahsediyorum.

Yok canım tabii ki izlememiştim. Medyaya servis edilen kısmı izledim önce herkes gibi. Hani Hülya Avşar’ın ‘Baskıcı erkekten ya da erkek gücünden söz etmiyorum, erkek egemenliğinden söz ediyorum,’ dediği yeri. Hıyardan değil, salatalıktan bahsediyorum dermiş gibi yaptığı yeri. Evde yemek yapıp, çocuk baktıktan sonra sıcak yuvasına gelen kocasının aguşuna girmeyi erkek egemenliği gibi sunduğu muhteşem bölümü.

Sonra dedim ki kendi kendime; ‘Böyle bir algı yanlışlığı yapmış olamaz, mutlaka programın bütününde bu doğru biçimde ortaya konmuş olmalı. O nedenle ben şu programı baştan sona bir izleyeyim.’

Yoo, Avşar kızımız, erkek egemenliği istediğini dile getiriyor harbiden. ‘Güç veya baskı demiyorum, erkek egemenliği diyorum.’ Dediği aynen bu.

Olabilir, isteyebilir. Bunu reklam için de söylemiş olabilir ya da gerçekten yanlış bildiği egemenlik kavramını, erkeğinin kolları arasına girmek gibi de algılamış olabilir. Onun ağzından çıkanı köydeki, gecekondudaki kadın, ‘E, Hülya bacım bile bunu diyorsa, bana ne demek düşer. Şükür erkeğime. Döver de, sever de, işkence de eder, ihanet de eder, kuma da getirir,’ dermiş. Derse der. Ne beis.
***
Beis egemenliğin sözcük tanımında. TDK egemenliği, yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan, hükümran, hâkim olarak açıklıyor.

Yani egemen erkek, kısıtlama veya denetime kulak asmayan, kural, kaide, saygı, eşitlik tanımayan, hâkimiyet ve hükümranlık kayıtsız, şartsız bende diyen bir yaratık türü oluyor. Evde veya sokakta icra edilebilen bu faaliyete de erkek egemenliği deniyor. Söz konusu egemenliğin her hangi bir noktasında kadını sevgiyle sarıp sarmalamak da, artık hükümranın eşref saatine kalıyor birazcık.
***
Canım kadıncağız erkek egemenliği istiyorsa bize ne? Öyle değil mi ama? Tercihtir, zevktir, olabilir.
***
Ben esasen Mehmet Aslantuğ’a takıldım bir miktar. Şu ortalıkta dönen program alıntısının altında ‘tokat gibi cevap,’ filan yazıyor ya, o pek öyle değil işte bana göre.

Kendi çalıp, kendi söyleyen egemen sunucunun dediklerine, fısıltı şeklinde, muasır medeniyetle filan cevap vermek de ne alaka şimdi?
Hangi muasır medeniyet?

Türkiye nüfusunun %49.8’i , yani 40 milyon 275 bin 390’ı kadın. Kadın istihdam oranı %28. Ayrıca total işsizlik oranı, ekonomiden sorumlu bir bakanımızın dediğine göre, kadınlar iş başvurusu yaptığı için yüksek görünüyor. Üst yönetici olan kadın oranı %16.7. Tüm okuma-yazma bilmeyenler içinde, okuma-yazma bilmeyen kadınların oranı %83, yani 2 milyon, 208 bin 336. Bunlar daha yeni, TUİK 2017 verileri.

İlahi canım. Tabii ki bu oranlar erkek egemenliğinin bir sonucu filan değil. Lafı oraya bağlamayacağım merak etmeyin. Şu halaylar çekerek kutlayacağımız ve adına Dünya Kadınlar Günü dediğimiz 8 Mart’larda, karamsarlığa kapılıp, egemen erkeğinizi boynu bükük bırakmanızı hiç ister miyim?
***
Şimdi gelelim, hayatta bugüne kadar hiç izlemediğim için çok şey kaçırdığım Avşar kızının programında yapılan en büyük Mehmet Aslantuğ ayıbına.

Arzum Onan üzerinden çok uzun bir polemik başlatılmasına izin vermek, bu polemiğe büyük ölçüde katkıda bulunmak, Arzum Onan hakkında fikir yürütülmesine sessiz kalmak, stüdyoda olmayan, savunmasını yapamayan, kendi fikirlerini o anda söyleyemeyen bir kadın adına çok ayıp oldu bence. ‘Arzum çalışsaydı, Arzum şöyle yapsaydı, şunu isteseydi, bunu tuttursaydı, şöyle bir kadın olsaydı, böyle bir kadın olsaydı,’ çıkışlarına, ‘karım burada yokken konuşmak doğru olmaz, ama…’ diye başlayan bir cümle kurmasını çok bekledim Aslantuğ’dan. Belki programın formatı bu, bir fikrim yok; eğer öyleyse, böyle ayıplı format eksik olsun.

Bırak kadın hakkını, hukukunu. O mecliste bulunmayan bir kişi hakkında konuşmamak, konuşanı susturmak en basitinden adab-ı muaşerete girer. Aksi 80 milyon önünde komşu kadınlar gibi dedikodu yapmak olur.

Belki de erkek düşüncesizliği denir bunun adına.

Bir yerde de ‘Mehmet Aslantuğ’dan Hülya Avşar’a kadın hakları dersi’ diye başlık atılmış.
Kadın haklarından önce karısının haklarını gözetseymiş iyiymiş.

Ahhh! İncelik.