Özellikle 15'inci ve 17'nci yüzyıllar arasında kurulan Engizisyon ve cadı mahkemelerinde suçlananların büyük bölümünü kadınlar oluşturuyordu. Ozan Güven vakası toplumsal tepki. Ayrıca kamusal teşhir ve dijital cezalandırma arasındaki çizgiyi yeniden tartışmaya açtı.

Kimi zaman da bir komşunun şikayeti bir insanın hedef haline gelmesi için yeterliydi. İlk bilgilerde Avrupa'da yüzlerce yıl boyunca binlerce insan ‘cadı' ilan edilerek yargılandı. Kimi zaman kötü geçen bir hasat vurgusu öne çıktı.

Korkular ve dönemin ahlaki kaygıları belirleyiciydi. Bir kez suçlandığınızda kendinizi savunmanız neredeyse imkansızdı. Buna paralel olarak mahkeme karar vermeden önce toplum çoktan hükmünü vermiş oluyordu.

Ayrıca bu süreçleri ‘günah keçisi mekanizması' kavramıyla açıklar. Girard'a göre toplumlar zaman zaman kendi iç gerilimlerini belirli kişiler üzerinde yoğunlaştırır ve ortak bir hedef etrafında birleşir.

Kolektif öfkenin ve toplumsal cezalandırma arzusunun tarihsel örneklerinden biri olarak değerlendirir. Nitekim modern feminist düşünce de uzun yıllardır cadı figürünü sahipleniyor. İlk bilgilerde Modern tarihçiler ve feminist düşünürler de cadı yargılamalarını yalnızca dini ya da hukuki bir mesele olarak değil vurgusu öne çıktı.

Özellikle Silvia Federici gibi yazarlar. Buna paralel olarak susturulan ve günah keçisine dönüştürülen kadınların sembollerinden biri haline geldi.