• USD  5,89
  • EURO  6,53
  • BORSA  121.474,75
  • ALTIN  294,47
SON DAKİKA

45 yıl önceki TBMM gizli belgelerinde Kıbrıs tartışması: Ecevit ABD’ye nasıl rest çekti?

45 yıl önceki TBMM gizli belgelerinde Kıbrıs tartışması: Ecevit ABD’ye nasıl rest çekti?

20 Temmuz 2019 11:49

'Ayşe tatile çıktı' parolasıyla başlatılan ve adadaki Türklere karşı yapılan baskıları ortadan kaldırmak için Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı 45'inci yılında.


TBMM’de 45 yıl önceki Kıbrıs Barış harekatının gizli oturumundan:
"Ecevit ’ten, ABD Dışişleri Bakanına, ‘ Kıbns, Doğu Akdeniz'de bir komünizm üssü olmasın istiyorsanız’…

“Londra sokaklarında Kıbrıslı Rumlar beni tanıdı, etrafımı sardılar, gözleri yaşararak, “Bizi siz kurtaracaksınız, özgürlük mücadelemizi birlikte yapacağız, artık kardeş olmalıyız, bu hava içindeler”

(Hülya Karabağlı - Turkiyegundemi.com Özel Haber)  

Tarihi harekatın en önemli tanıklığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) gerçekleşiyor.

CHP- MSP (Mili Selamet Partisi) koalisyon hükümeti 18 Temmuz 1974 ve 20 Temmuz 1974 günü gizli oturumla tarihi harekata ilişkin bilgi veriyor.  Dönemin Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı Necmettin Erbakan, 18 Temmuz 1974 günü verdiği önergesinde konuyla ilgili kapalı oturumun 20 Temmuz 1974 günü yapılmasını talep ediyor. 

 Erbakan, önergesi üzerindeki konuşmasında, “Kısa süre içinde çok ciddî kararlar almamız gerekebilir. Kıbns'ta ve Yunanistan'da cereyan etmekte olan olaylar Hükümetimiz tarafından büyük bir titizlikle, dikkatle incelenmektedir. Bu olayların her gerektirdiği anda, Hükümetimizin üzerimize düşen millî vazifeyi ifa edeceğinden hiç bir Yüce Meclis üyesinin şüphesi olmasın” sözleriyle harekata ilişkin ipuçlarını veriyor.

Bülent Ecevit harekat konusunda Meclis’i bilgilendiriyor

Başbakan Bülent Ecevit,  20 Temmuz 1974 günü kapalı oturumda harekata giden süreçte ABD ve İngiltere hükümetleri nezdinde yapılan tüm girişimleri perde arkasında olan biten hakkında anekdotlarla milletvekillerini bilgilendiriyor. Amerika Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'in, Ortadoğu işleri ile ilgili Yardımcısı Joseph Sisco aracılığıyla, ‘asla bir müdahaleye kalkışılmaması bunun bölgede  komünizmin yayılmasına nedense yol açacağı’ konusunda iletilen mesajı kürsüden anlatıyor.

 Genel Kurul’un tarihi oturum için gizlilik kararı alındığı için bakan, senatör ve milletvekilleri ile yeminli steno ve memurlar dışında dışarıyı çıkarılıyor. TBMM Kütüphanesi’nin süresini doldurması nedeniyle üzerindeki gizlilik kararı kaldırılan harekata ilişkin görüşmelerden bazı bölümler şöyle:

KAPALI OTURUMLAR ( GİZLİ CELSELER )

DEVLET BAKANI BAŞBAKAN YARDIMCISI NECMETTİN ERBAKAN (Konya Milletvekili) — Muhterem arkadaşlarım, Büyük Millet Meclisinin bugünkü olağanüstü ve tarihî oturumunda şunu belirtmek isterim ki, bugün Kıbns'taki Türk Toplumunun hak ve menfaatleri olduğu kadar, Türkiye'nin de yüksek menfaatleri ciddî bir tehdit altında bulunmaktadır. Olayların gerisinde kalmayarak sorumluluk duygusuyla bugünkü koşullarının gerektirdiği kararlan zamanında almak durumundayız. Türk tarihinin nazik anlamında çok zaman olduğu üzere, bugün de birlik ve beraberliğimizi muhafaza ederek millî politikamız etrafında bütün partilerimizin ve parti mensubu olmayan arkadaşlarımızın da tam bir tesanüt ve inanç içinde bulunduklarını ortaya koymamız davamıza güç katacaktır. Kısa süre içinde çok ciddî kararlar almamız gerekebilir. Yüce Meclis üyelerinin iki hususta emin olmalarını rica ediyorum. Bunlardan bir tanesi bilinsin ki, Kıbns'ta ve Yunanistan'da cereyan etmekte olan olaylar Hükümetimiz tarafından büyük bir titizlikle, dikkatle incelenmektedir. Bu olayların her gerektirdiği anda, Hükümetimizin üzerimize düşen millî vazifeyi ifa edeceğinden hiç bir Yüce Meclis üyesinin şüphesi olmasın.

Huzurlarınıza geldik. Bu büyük millî olay karşısında Yüce Mecliste tesanütümüzü temin edelim. Yüce Meclisin vereceği fikirlerden faydalanalım ve bu olaylar karşısında, Hükümet olarak ihtiyâç duyduğumuz yeni yetkiler ile Hükümetimiz teçhiz edilsin. Ancak bu husustaki müzakerelerin yürütülmesinde Hükümet olarak Yüce Meclise bir teklifimiz olacaktır. Türkiye, bilindiği gibi bugüne kadar anlaşmalarına sadık bir ülke olmakla ün yapmıştır. Bugün de tutumumuz anlaşmaların içinde yürümektedir. Anlaşmaların bize yüklemiş olduğu garantörlük vazifemizi yapacağımızdan herkes emin bulunmalıdır. Ancak, şu anda hukukî vecibelerimizi yerine getirmekle meşgulüz.

Bu da, bilindiği gibi garantör devlet olan İngiltere ile münasebetlere geçmemiz, onun bu husustaki tutumunu açıklıkla tespit etme mecburiyetimize gelip dayanmaktadır. Şu anda bu çalışmalar yapılmaktadır. Bu durum ümit ediyoruz ki, çok kısa bir zamanda aydınlığa kavuşacaktır. Bundan dolayı konunun Yüce Meclislerde müzakeresi, İngiltere'ye yapılmış olan bu müracaatın aydınlanmasını müteakip ve Yüce Meclisin de ümit ederiz ki, partilerin kendi gruplannda konunun daha da olgunlaştırmasını müteakip eğer Yüce Meclis uygun görürse biz Hükümet olarak teklif ediyoruz; müzakereleri cumartesi günü yürütelim. Böylece konunun bir yandan siyasî bakımdan olgunlaşması, öbür yandan da gruplarımızın  konuyu olgunlaştırması imkânı hasıl olmuş olur. Bu itibarla, sayın Başkandan Hükümet olarak konunun müzakeresinin cumartesi gününe bırakılması hususunu rica ediyoruz.

---

BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (Zonguldak Milletvekili) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs'a barış, sükûn ve özgürlük getirmek için, Kıbrıs Devletinin bağımsızlığına ve anayasal düzenine yöneltilen saldırıyı bertaraf etmek için ve adadaki Türklerin, aziz soydaşlarımızın haklarını ve güvenliğini güvence altına almak için giriştiği harekât bu sabahın erken saatlerinde başlamıştır.

Türk tarihine asırlar boyunca şeref sayfalan katan kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz daha harekâtın ilk anlanndan itibaren elde ettiği kesinlikle üstün durumu elan sürdürmektedir. (Alkışlar)

Sayın üyeler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu oturumunu bekleme olanağı bulamadan harekâtı başlatmak zorunda kaldığımız için bizi anlayışla karşılayacağınızı ve hoşgöreceğinizi umuyorum.

---

Yalnız edindiğim izlenim şu oldu Londra'da bu gerek İngilizlerle, gerek Amerikalılarla yaptığımız görüşmeden : Elbette ki, bize Kıbrıs'a çıkarma yapmamız için yeşil ışık yakmış değillerdi; ama ortada kırmızı ışık da pek görünmüyordu; fakat her halele Türkiye'nin bu dostlarımızla anlaşmış, mutabakata varılmış olarak böyle bir harekette bulundukları izleniminin dünyada yaratılabilmesi olasılığı kendilerini çok endişelendiriyordu, ürkütüyordu. Bunu da normal karşılıyorduk. Yapacağımız haklı bir hareketin bütün sorumluluğunu, şerefiyle birlikte sorumluluğunu da üzerimize alabilecek kadar kendimizi Devlet olarak ve ordumuz bakımından, haklılığımız bakımından güçlü görüyorduk. (CHP ve MSP sıralarından alkışlar) Onun için, büyük devletlerin bazı özelliklerini de bildiğimiz için bu davranışlarını anlayışla karşılamaya çalışıyorduk. Öğleden sonraki toplantımız için Sisco'nun bizden hem Amerika'ya duyurulmak, hem Yunanlılar kabul eder mi, etmez mi bunu denemek üzere bazı önerileri ısrarla beklediği izlenimini aldık. Gerçekleştirilebileceği yolunda fazla bir hayale kapılmıyorduk; fakat yine her şeyi denemiş olma arzusu hem kendi vicdanımızı bu bakımdan tatmin etme, hem dostlarımızın vicdanım, dünya kamuoyunun vicdanını tatmin etme bakımından bunları yapmak gerektiği düşüncesine vardık ve bazı önerilerde bulunduk. Örneğin dedik ki, biz bu hükümeti tanıyamayız. Rum Hükümetini, siz İngilizler tanımıyorsunuz, Amerikalılar tanımıyor. Haklı olarak tanımıyorsunuz; biz tanırsak biraz acayip olmaz mı; Türkler tanıyor bu kadar gayrimeşru bir hükümeti, Türklere rağmen, kurulmuş bir hükümeti İngiltere, Amerika tanımıyor. E, çok garip olur dediler; ama biz bunu tanımadan yapamayız. Çünkü işte dediğim gibi, ilacım onlardan alacak, ekmeği için onlara muhtaç büyük ölçüde, pasaportu için onlara muhtaç. Bu işin içinden çıkamayız. O halde, bunun bir yolu, bir çıkış yolu vardır; o da, adadaki Türk yönetiminin otonomisinin kabul edilmesi ve adada bir yanda bir Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, bir yandan geçici bir Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, bir yanda da geçici bir Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunması. Bunların kabul edilmesi gerekir dedik. Geçici tabirini de şunun için önerdik. Kıbrıs Devleti yıkılmıştır aslında, anayasal temeli çökmüştür, güvencesi kalmamıştır, yapısı kalmamıştır, ne temeli, ne başı kalmıştır. Devletin yeniden kurulması gereklidir.

--

Biz bütün olanakları denemiş olmak için, büyük bir iyiniyetle denemek için, bildiğiniz gibi, İngilizlere başvurduk. Garantör olarak, onların da, bizim de bazı vecibelerimiz, haklarımız, görevlerimiz olduğunu hatırlattık. Yunanistan da bir garantör devlet olmakla beraber bu hadisede aym zamanda müdahaleci devlet olduğu için, Yunanistan'a artık garantör devlet muamelesi yapılamayacağını ifade ettik ve bu gerekçe ile yalnız İngiltere ile meseleyi görüşmek, yaratılmış olan fiilî duruma karşı birlikte tedbirler alabilme olanağım görüşmek üzere duyduğumuz arzuyu kendilerine bildirdik ve zamanın çok önemli olduğunu belirterek, bir gün içinde bize cevap vermelerini istedik.

Daha kısa bir zamanda cevaplan geldi ve bildiğiniz gibi, Sayın Millî Savunma Bakam ve Dışişleri Bakan Vekili durumunda olan Sayın Hasan Işık ve İçişleri Bakanı Sayın Oğuzhan Asiltürk'le birlikte İngiltere'ye gittik. İngiliz Başbakanı, Dışişleri ve Millî Savunma Bakam ile gittiğimiz gece uzun bir görüşmemiz oldu. İki taraf birbirine durumun karşılıklı değerlendirmesini yaptı. İki tarafın değerlendirmesi aşağı yukarı birbirinin aym idi. İki taraf da Kıbrıs'taki gelişmelerin hukukla alakası olmadığına, bir gasp, bir zorbalık olduğuna, Yunan müdahalesi sonucu olduğuna, yeni idarenin başına getirilen kimsenin karakterine ve niyetlerine asla güvenilemeyeceği hususunda gerek İngilizler, gerekse biz birleşiyorduk.

Çözüm olarak teferruat sayılabilecek bazı öneriler ileri sürdük; fakat asıl istediğimiz olarak şunu söyledik; "Akıl, mantık yolu ile karşımızdakilerle bir diyalog kurmanın, bir müzakere yapmanın olanağı yoktur.

--

Londra'da gördüğüm genel ortam şu oldu; tabiî bu çok kısa bir kalışın, çok hızlı bir geçişin izlenimleri; fakat gazetecilerle, İngiltere'nin ve Avrupa'nın kalburüstü gazetecileriyle o kısa kalışımız içinde, âdeta resmî görüşmeler dışında devamlı beraber olma durumumuz vardı. Alışılmışın çok üstünde bir ilgiyle izliyorlardı toplantılanmızı ve İngiliz gazeteciliği açısından en üst düzeyde izliyorlardı televizyonlar, radyolar vesaire. ve hepsi âdeta kendi milliyetlerini, kendi millî davalarını bir tarafa bırakmış, Türkiye'nin Kıbns'taki davasının haklılığına sarılmış, bazen böyle basın konferansı sınırını  aşan heyecanlara kapılacak ölçülere vapıyorlardı ve gazetelerinde de bu yansıyordu. Biz bazen ortalığı velveleye vermiş olmayalım derken, kendi gazetelerimizde, işte, Ordumuz Kıbrıs'a çıktı, çıkıyor diye yazılar yayınlandı mı endişeye kapılıyorduk. Halbuki, baktım ki, İngiliz gazetelerinde bunlar çok daha göze çarpıcı bir şekilde resimlerle, rakamlarla, işte NATO yetkililerinden beyanlar, iki günde Kıbns'ın tümünü işgal eder Türkiye, İngilizlerle yaptığım görüşmelerde söylediklerim çok daha abartılarak veriliyor. Öyle bir heyecan havası Yunanlılardan kesin bir soğuma, bize gerek İngiliz Başbakanının ikametgâhının önünde, gerek Büyükelçilik önünde Türk ve Rum Kıbrıslılar birlikte nümayiş yapıyorlar, aynı sloganları kendi ayrı dillerinde de olsa haykırarak nümayiş yapıyorlar. Bir ara görüşmeler arasında bir saat kadar boş vaktim oldu, sokakta yürüyüş yaptım. Ayrı ayrı gruplar halinde Kıbrıslı Rumlar tamdılar, etrafımı sardılar, gözleri yaşararak, "Bizi sizler kurtaracaksınız, özgürlük mücadelemizi birlikte yapacağız, artık kardeş olmalıyız" bu hava içindeler.

---

“Yalnız, Sayın Sisco ile bu görüşmeden önce tam gece yarısı Amerikan Büyükelçisi dostumuz büyük bir telaş içinde Dışişleri Bakanlığına geldi; tam 10 yıl önce aynı saatlerde olduğu gibi ve Sayın Kissinger'in bir mesajım getirdi. Burada ısrarlı bir rica ve uyan üslubu içinde asla bir müdahaleye kalkışmamamız gerektiği belirtiliyor. Bunun, bölgemizde komünizmin yayılmasına nedense yol açacağı ileri sürülüyordu. Çünkü, bu adada o kadar tepki uyandırmış ki, o yüzden adadaki Rumlar daha çok komünizme kayarlarmış; tepki olarak (Orta sıralardan "Gülüşmeler") ve yalnız ilginç bir şey : Böyle bir askerî harekette bulunmanızın yaratacağı olumsuz etkileri önlemek imkânsız olmasa bile çok güç olur tarzında bir ifade. Yani, bir hafifletici üslup bu. 10 yıl önceki olaylann da için deydim, o geceyansı rahmetli İnönü'ye gelmeler, evvela yalvarma yakarma, ondan sonra baskı, tehdit, her türlü imkânımızın kesilmesi.

Halbuki bu sefer imkân kesilmesi yerine birkaç yıldır kesilmiş, taahhüt ettikleri, fakat vermedikleri, akışım durdurdukları askeri yardım malzemesini serbest bıraktıklarını bize Londra'da haber vermiştiler. Böyle bir teşhisi güç bir durum vardı. Dediğim gibi, yeşil ışık yok, fakat kırmızı ışık da pek yok; ama günden güne de üzerimizde artan bir baskı, bir etki gayreti. Bu, gitgide ağırlığım hissettirdi; yani bize bir baskı yapar gibi görünmek istemiyorlar; fakat, anlaşılan Yunanistan'da işte bir koyu askerî dikta rejimi, gözüdönmüş insanlar herhalde, Londra'dakine nazaran daha endişeli halde gelmiş oldu. Tabiî, orada aldığı izlenimi Kissinger'e bildirmiş olacak; Kissinger de o izlenime göre yeni bir vaziyet almaya başlamış olacak.

Geçmişte, Amerika Kıbns sorunu ile ilgilenirken, buna bir çözüm bulmaya çalışırken dedim Türkiye'ye bazı vaatlerde bulundu; ben şu çözümü veya bu çözümü gerçekleştirmeye yardımcı olacağım, bana güvenin dedi ve bunlan da gerçekleştirmedi. Oysa bunlar Türkiye'nin ihtiyacını çok asgarî ölçüde karşılayabilecek çözümlerdi. Fakat, bu sözlerin hiçbiri tutulmadı. O zaman Yunanlılara karşı yumuşak davrandınız, bize karşı katı davrandınız. Sizin sözlerinizin yerine getirilmesine yardımcı olmamalan karşısında Yunanlılara hiçbir şey demediniz. Hadi bundan 10 yıl önce Yunanistan'da demokratik bir idare vardı, kendi kamuoylannın baskısı vardı. Sizin baskınız daha az geldi. Ama bugün Yunanistan'a sizin kabul ettiremeyeceğiniz şey yoktur dedim. Çünkü, bütün dünyanın terk ettiği bir memlekettir; siz ona destek olmazsanız ayakta duramaz; siz ona silah vermezseniz, yardım etmezseniz ayakta duramaz dedim. Hiç değilse, haklılığına inandığınız konularda bizi etkilemek için gösterdiğiniz gayreti veya onun biraz daha fazlasını Yunanlılar üzerinde, Yunan rejimi, idaresi üzerinde gösterseniz kolaylıkla Kıbns sorununu çözümüne katkıda bulunabilirsiniz dedim. Fakat, öyle anlaşılıyor ki, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sefer de Türkiye'ye yüklenmek üzere gelmişsiniz dedim. Eskiden tanıdığım Sayın Kissinger'e, işte saygımı, takdirlerimi filan belirttim, onun için dedim çok üzgünüm; bu kadar sevdiğim, eski dostum olan bir insanın isteklerini, dileklerini kabul edemiyorum dedim. Ben kabul edemediğim gibi, bizim Hükümetimiz kabul edemeyeceği gibi, Türkiye'de kurulabilecek herhangi bir hükümet de kabul edemez, hiçbir hükümet kabul edemez dedim. (CHP ve MSP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Bu komünizm korkusuna gelince : Siz, bu Kıbns, Doğu Akdeniz'de bir komünizm üssü olmasın istiyorsanız, bunun iki kesin çaresi vardır dedim. Bir defa, demokrasi olacak. Çünkü, demokrasinin olduğu yere komünizm serbest de olsa kolay kolay giremez, orada bir ölçünün ötesinde gelişemez. Asıl önemlisi Kıbns'ta Türkiye'nin fiilî varlığının artmasını isteyeceksiniz dedim. (CHP sıralanndan "Bravo" sesleri, alkışlar)

Türkiye'nin varlığı Kıbns'ta arttı mı, oraya, orada komünizm tehlikesi hiçbir zaman bir ölçünün üstüne varamayacaktır dedim; yoksa bu sizin dediğiniz yollarla, işte şu adam gitsin, bu adam gelsin, bu şekilde komünizmi önlemenin olanağı yoktur Kıbns'ta dedim.

(Hülya Karabağlı - Turkiyegundemi.com Özel Haber)  


TBMM, Ecevit, Kıbrıs Barış harekatının gizli oturumu
ÖNCEKİ İsmail Saymaz : Mitili Bodrum'a atıyorum.. SONRAKİ Tanal: Tutuklu ve hükümlülerin günlerdir banyo yapamadığı iddiası doğru mudur