• USD  8,06
  • EURO  9,67
  • BORSA  1.408,14
  • ALTIN  460,38
SON DAKİKA
Gecikmiş bir Kızılay yazısı

Müşerref Seçkin muserrefseckin@gmail.com

Gecikmiş bir Kızılay yazısı

11 Ocak 2021 15:10

Kızılay yardımlarının pazarlarda satılması haber oldu, hatta unutuldu. Ben de bir Kızılay anısı yazayım da sorunun aslında ne olduğuna belki bir ışık tutar.


Kızılay'a ilişkin olumsuz duygularım, çocukluk yıllarına dayanır. Bir uzak akrabanın Kızılay'da işe başlamasının ardından, tatile Kızılay çadırıyla gidip kamp yapması ahlak konusunda çok hassas olan büyükbabamın tepkisini çekmişti. Kıyameti kopartmış, felakete ayrılan çadırllarla tatil kampına giden o akrabalarla görüşmemizi yasaklamıştı.

Yıllar sonra bir televizyon kanalında yöneticiyken 1999 felaketini yaşıyorduk. 50 bini aşan ölü, yıkılan hayatlar, çaresiz insanlar...

Her ülkeden felaketi yaşayan ülkemize nefes olsun diye yardımlar geliyor. Batılı büyük bir kuruluşun elçisi bir hanımefendi Ankara'ya geldi. Büyük bir yardım çeki verecek depremde çaresiz kalanlara nefes olsun diye. Çekin Kızılay'a verilmesi için de bir tören düzenleniyor. Bir kamera gönderilebilir ama özellikle davet ediliyorum Akşam saatleri. İyi deyip gittik kameramanla. Ankara'nın dönemin en lüks otelinde çek teslim yöreni yapılacak. Bir gittik ki, havuz başına masalar kurulmuş, yardımsever kuruluşun başındaki leydi için yemek veriliyor. Şef'ler bütün kuzu çevirmeyi tepsiler üstünde götürüp misafirin gözüne sokuyor. Bir kuş sütü eksik masada. Derken havuzda Rus balerinlerin gösterisi  başlıyor. Düşünebiliyor musunuz ? Türkiye yangın yeri. Ailesini evini yuvasını kaybedenler. Çadırlarda yaşama tutunmaya çalışanlar. Ve kimbilir hangi ülkelerden toplanan yardım parasını Rus balerinli, kuzu çevirmeli davetlere için harcayanlar..

Yardım çekini getiren kadın şaşkın, onca acılar çekilirken bu şaşaa da neyin nesi. İçinden soruyordur, yardım için verilen paralar nerelere gidecek? 

Bu rezalete daha fazla katlanamadım. Bir iki söz söyleyip kameramanla birlikte terkettik su baleli keyif mekanını. Arkamızdan koşan Kızılay Başkanı'na aldırmadım.

Haberi yaptım. Bir kez yayınlandı. Devamı gelebiirdi, gelmedi. O zaman her büroda olan iş bitirici, iş takipçisi biri duruma el koydu. Kızılay'dan paralı bir canlı yayın ayarlandı. Kanal tabi ki  paraya hayır diyemezdi. Öyle bir kez yayınlandığıyla kaldı.

Burada Kızılay örneğini konuşsak da konu aslında ahlak anlayışı. Dün, bugün bu olaylar var, dileyelim yarın olmasın