• USD  7,81
  • EURO  9,35
  • BORSA  1.328,73
  • ALTIN  451,17
SON DAKİKA
İstanbul sözleşmesini cemaatler istemiyor

Canan Güllü cgullu@gmail.com

İstanbul sözleşmesini cemaatler istemiyor

02 Temmuz 2020 13:12

Önce Numan Kurtulmuş ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına şiddeti engelleyen İstanbul sözleşmesini gündeme getirdi.


Uluslararası İstanbul Sözleşmesi  2014 yılında Türkiye tarafından onaylandı Onaylanma sürecine kadar  2011 den itibaren 3 yıl süresince en ince detaylarına kadar sahadan veriler ve bu verilerle alınması gereken önlemler ve bu çözümler tartışıldı. istanbul sözleşmesinin ana maddesi, amacı şiddetsiz bir Avrupa yaratmak.

Biz 1986 senesinde Birleşmiş Milletle Cedaw sözleşmesini imzalarken. Cedaw kadının eğitime sağlığa ulaşmasını  hukuk alanındaki haklarını kullanmasını sağlayan bir sözleşmeydi. İstanbul sözleşmesi ise sadece kadına karşı şiddete karşı önlenmesi için gayret sarfedilmesi üzerine yapılmış anlaşmadır.2014'te TBMM de buyuk bir basarı olarak lansmanı yapıldı.Ancak o günden bugüne 6 yıl geçmesine ragmen makenizmalar konusunda sıkıntı var. Nedir bunlar, sığınma evlerinin her ilde ve gerektiği ölçüde acılmamış olması. Kadının erken yaşta evliliklerinin önlenmesi, eğitime ulaşması gibi siddeti oluşturan nedenlerin ortadan kaldırılması,toplumsal cinsiyet kadının istihdamında yeralması adına yoksulluğunun giderilmesi,bunlar sağlanmadı.

Üstüne üstlük bu sözleşme yokmuşcasına geri adımlar atıldı.Milli Eğitim bakanlığından YÖK' ten toplumsal cinsiyet esitligine ait bildiriler  geriye atıldı. Yapılmamak uzere kararlar alındı yine bu surecte mahkemelelerde kadına şiddetle ilgili surecle ağırlaştırıldı, TCK' da kadına karşı şiddetin bir suç olduguna dair bir madde olmadıgı tutuklanması ve gozaltına alınması gereken kişiler tutuklanmadı ve yargılanmadı.

2019 yılında adalet bakanlıgından olumlu bir gelişme geldi.2020 ocak ayında da İçişleri bakanlığını kolluk kuvvetlerine  gerekli onlemlerin alınmasına dair bir talimat yaptı.

2016 yılında yaşadığımız darbe, aile bakanlığınım birlesmesinden kaynaklanan aksamalar ve genelde Türkiye'nin kadın konusuda genel politikasızlığı nedeniyle bu surec ,uygulamadaki aksaklıkları derleyip toplamaya calıştıgımız süreçtir.Bu surecte Numan Kurtulmuş'un un söylediği cumle bir zemin yoklama ,birilerine mesajdır. Yaklaşık 2 yıldır bazı yayın organlarının neredeyse hepimizi hedef alan  ve "aile düşmanı ıstanbul sozlesmesi "ve eşcinsellik  yaratır gıbı akla ve mantıga sıgmayana arka tarafı bos ama başka hesaplar algısı nedenıyle kara propagandalara bence bir mesaj, biz ilgileniyoruz mesajı gibidir.Sayın cumhurbaskanının halk istiyorsa değiştiririz sozu de tıpkı bunun gibidir.Biz neyi sorduk halka bugüne kadar . Kadınlar ölsün mü öldürülmesin mi ? Bunu mu soracak halka. Kadın cinayetleri devam ederken  boyle insanlık dışı karar almanın neresini tartısacagız.

Ben TKDF olarak diyorum ki İstanbul sozlesmesini bir silah olarak kullanıyor cemaatler. Bununla sıkıştırıyorlar. Ya kaldırırsın ya da desteğimizi cekeriz diye . Desteklerini çekerlerse bile o cemaatlerin içindeki  kadınlar bile istanbul sozlesmesinin kendisine ne fayda sağladığını kendi hayatlarını kurtarmada faydalı oldugunun farkındalar artık. Bu nedenle ben uluslararası İstanbul  sozlesmesi geri adım atmanın ,karanlığa  hızla yuvarlanmak olduğunu her zaman soyluyorum