• USD  5,74
  • EURO  6,33
  • BORSA  100.236,70
  • ALTIN  279,03
SON DAKİKA
Şimdi Mutlu musunuz?

Canan Güllü cgullu@gmail.com

Şimdi Mutlu musunuz?

29 Ağustos 2019 09:18

Kanları yerde, evlatları geride kalan katledilen kadınların kutsal diye tanımladığınız ama aslında çilekeşhane olan evlerde kalmak yerine ölmeyi göze alarak boşanmaya gitmelerini hala anlamadınız mı? Düşün kadınların yakasından.


Bugün günlerden Emine Bulut. Tıpkı yıllar önce Ayşe Paşalı, Güldünya
Tören de olduğu gibi Vahşet çizgisinin ivme yaptığı bir zamanlar
yatağını ve hayatını paylaştığı erkekler tarafından öldürülen kadına atf
edilmiş günlerden. Hiç tanımadığı tarafından öldürülen Özgecan Aslan
ise vahşetin sınırsızlığını ortaya koymuştu

Eğer Emine Bulut’un öldürülme anında genç arkadaş teknolojiyi
kullanıp sosyal medyada ön alma hevesine kapılıp bu videoyu
çekmeseydi, günlerdir hiçbirimiz bu konuyu konuşur olmayacaktık.
Etik olarak eleştirmekle birlikte o an yapılan bu eylem aslında birçok
kişiye tehlikenin ne kadar yakınında olduğunu hatırlattı.
Halk arasında kullanılan bir deyimle her şerde vardır bir hayır diyerek
devam edelim.

Aslında vaka bazlı giderek olaya mercek tutalım. Bu mercek katili
arayan dedektiflerin merceği değil algısı gelişmeyip ölüme çanak
tutan zihniyetleri görme merceği.

Emine Bulut sonradan öğrendiğimize göre zamanında bir fabrikada
çalışmış. Eşi de bir başka fabrikada işçi. 4 yıl önce boşanmış eşinden.
Abisinden öğrendiğimize göre bağımlı bir kişiliğe sahip fail.
Hamileyken gelmiş baba evine Emine Bulut ve 3 yıl boyunca doğan
çocuğu dedeye baba demiş. Gönüllü olarak vermiş çocuğunun
velayetini fail.

Buradan aslında aile kurmak için iyi bir aday olmadığını anlıyoruz.
Sadece biz değil Emine de anlamış ki baba evine dönmüş.
Emine’nin abisinin anlatımlarından anlıyoruz ki Whatsapp üzerinden
görmek istediğini beyan eden tehdit mesajları var, ailenin sonradan
öğrendiği .

O canavar ruhlu insanla mücadelede yalnız.
İşte burada çok canımız yanıyor.
Sahadan deneyimlerle dolu bizler eli kolu bağlı kalmışız.

1 Ağustos 2014 yılından beri yürürlükte olan Avrupa konseyi
Uluslararası İstanbul sözleşmesinin varlığından haberi olsaydı mutlaka
kolluktan, Barodan ŞÖNİM (Şiddet önleme ve izleme merkezi) veya
TKDF Acil Yardım hattından yardım isteyebilirdi.

Bana akıl verin ne yapmalıyım diyebilirdi. O gün katledildiği
buluşmaya tehdit edildiği için gitmek zorunda kalmazdı.
Ya da önlem alınmış bir buluşma organize edilirdi.

Sokak ortasında buluştuğunda tartışmadan rahatsız olunca yöneldiği
taksici eğitimler almış olsaydı ki; Federasyonumuz ve Şöförler ve
Taksiciler Federasyonu ile yaptığı protokolde 80.00 bin ticari taksiye
sticker takılması anlaşması yapılmıştır. Acil vakalar konusunda
bilinçlenmeleri hedeflenmişti. Taksi şoförlerine TCE eğitimleri
verilmesi ise değişim yoğunluğu nedeniyle ötelenmişti. Ama şimdi
saçlarından çekilerek araca binmesi engellenirken seyirci kalan
şoförlerin olması durumun vehametini ortaya koymakta.

Yine bu şiddet hareketinden sonra girilen restoranda ki servis yapan
garsonların farkındalığının eksik olması ölüme gelen davetiyede
adresi sektirmiyordu. Restoranda oturanlar ise yaşananları tıpkı taksi
şoförü ve garson gibi karı koca kavgasına karışılmaz zihniyetini
taşıyanlardan oluşuyordu. Bir tek hamle tüm bu olayda yer alan
kişiliklerin bir tek hamlesi ile Emine bugün hayatta olabilirdi.
Sadece Emine degil. Ocak 2019 dan bu yana katledilen 285 kadın için
de geçerli.

Son aylarda İstanbul Sözleşmesi kaldırılsın, nafakaya sınırlama gelsin,
erken yaş evliliklerine yasal engel olmasın af getirilsin,arabuluculuk ve
uzlaşma şiddet dosyalarında uygulansın diye feveran edenler aslında
bu tablonun oluşmasındaki en büyük sorumlular.

Simdi Mutlu musunuz ?

Kanları yerde, evlatları geride kalan katledilen kadınların kutsal diye
tanımladığınız ama aslında çilkeşhane olan evlerde kalmak yerine
ölmeyi göze alarak boşanmaya gitmelerini hala anlamadınız mı?

Düşün kadınların yakasından.
Uluslararası İstanbul sözleşmesinin uygulanması ile hayatlar
kurtarılsın.

İstanbul sözleşmesine karşı cenahlar bilsin ki satır aralarında şifre yok
,eşcinsel evliliğe dair bir madde katiyen yok. Orada cinsel yönelimleri
farklı kişilerin başına gelecek şiddet olayında da bu sözleşme
uygulanır diyor. Zaten insanlıktan birdirhem nasip alanlar da bu
maddeye karşı gelmez.

Ne diyor İstanbul sözleşmesi. Bu ülkede kadınların ve çocukların
saçlarının teline zarar gelmesini önleyeceğiz.

Oysa ki Önleme hiç konuşmadığımız bir konu .
Bizler olaylar olduktan sonra –cek ve cak- diyen bir toplumuz .
Zorunlu eğitimi uygulamadığımız,görsel ve yazılı medyasını kontrol
etmediğimiz,erken yaşta evlendirdiğimiz,eğtimden ve istihdamdan
uzak kalmalarına seyirci olduğumuz,boşanmalarını önlemek adına
nafakasını kestiğimiz ,istismara uğrayan çocuklara sahip çıkmadığımız
bir toplumda daha çok seyirci kalmamak için

#İstanbulSözleşmesiUygulansın