• USD  6,86
  • EURO  7,77
  • BORSA  118.485,24
  • ALTIN  393,73
SON DAKİKA
Sonunda Çaresizlikle Tanıştık

Enis Ersoy enis.ersoy@hotmail.com

Sonunda Çaresizlikle Tanıştık

21 Mart 2020 13:14

Gün be gün çaresizliği daha fazla hisseder olduk. Ölüm herkese çok yakın. Şimdi anlıyor muyuz, çocuklarını yaşatabilmek için çıktığı ölüm yolculuğunda, kapımızdan kovduğumuz insanların çaresizliğini?


Hadi itiraf edelim, Suriyeli Aylan bebeğin ölü bedeni Bodrum’da sahile vurduğunda kaçımız hıçkıra hıçkıra ağlayabildik, kaç gün onun onun yasını tuttuk?

Aylan’ı elinden tutup o ölüm yolculuğuna götüren annesinin, babasının çaresizliğini kaçımız yürekten hissedebildi?

Tarif etmek mümkün değil, adı üzerinde; “çaresizlik”

Çoluğuyla çocuğuyla, cebinde beş parasız, ölümden kaçan insanları hor gördük. Hiçbir zaman gerçekte bizim olmayan, üzerinde kiracı olduğumuz topraklardan kovmak istiyoruz o çaresiz insanları.

Onların hayatları üzerinden para pazarlıklarına giriştik. Koz olarak sınırlara sürdük. Onlar biber gazı, kurşun yerken, lastik botları batırılırken, düşmanı nasıl da köşeye sıkıştırdığımızı görmenin iğrenç hazzını yaşadık.

Nasıl bir duygu acaba, bir insanın ailesini alıp bilinmeze doğru yola düşmesi? Tek amacın sevdiklerini yaşatabilmek olduğu, ölümle kol kola yürünen bir yolculuk sırasında ne hisseder acaba insan?

Lanet olsun ki bugün o hislere artık çok yakınız. Virüsün, anne babalarımızı, eşimizi, çocuklarımızı elimizden alabileceği ihtimaliyle uykuları kaçmayan var mı?

Gün be gün çaresizliği daha fazla hisseder olduk. Dünyanın bir ucundan kalkıp gelen bir virüs hayatlarımızı tehdit ediyor. Sevdiklerimizi elimizden alırsa ne yaparız? Biz ölürsek çocuklarımız ne yapacak?

Soru çok, endişe büyük ama elbet bu işin de üstesinden geleceğiz. Mutlaka kayıplar vereceğiz ama insanlık bitecek değil ya, hayat yine devam edecek.

Acıların insanı olgunlaştırdığı söylenir. Yaşanacak acılar belki insan olduğumuzu hatırlamamıza yardımcı olur.

Keşke çaresiz insanlara sırt çevirmek yerine kucak açmamız gerektiğini, çaresiz kalmadan anlayabilsek.

Keşke “siz benim neler çektiğimi, nereden bileceksiniz” feryadı sadece şarkıda kalsa.