• USD  7,71
  • EURO  9,08
  • BORSA  1.145,24
  • ALTIN  469,25
SON DAKİKA
Yakarsa dünyayı gençler yakar

Enis Ersoy enis.ersoy@hotmail.com

Yakarsa dünyayı gençler yakar

21 Haziran 2020 14:49

LGS’de 1 milyon 600 bin çocuğun birbiriyle kıyasıya yarıştığı ülkede hala, virüs Türkiye’ye Umre’den mi geldi, Amerika’dan mı geldi diye tartışanlara o çocuklar öyle bir tokat atacak ki…


Adı Hailey Eylül Sani. Amerika’da üniversite okuyan bir Türk kızı.

Youtube’da 639 bin abonesi var. Genelde yaşıtlarının ilgisini çekecek türden videolar yayınlıyor. Ama 500 bin kişinin izlediği son videosu, sadece yaşıtlarını ilgilendirmiyor. Ülkemizin durumunu buzlu su gibi yüzümüze çarpıyor.

Lütfen zaman ayırın, izleyin. “Benim ülkem de Amerika kadar iyi şartlar sunsa, benim burada ne işim var” diye ısrarla vurguluyor.

Bu genç kızın dünyaya bakışı, geçen hafta Gezici’nin Z kuşağı anketinin sonuçlarıyla bire bir örtüşüyor. O sonuçlara birazdan geleceğiz.

Eylül’ün, ülkesine yönelik çok haklı eleştirileri var ama her söylediğinde Türkiye’nin siyasetçilerden gençlere de sirayet eden linç kültüründen payına düşeni maalesef fazlasıyla alıyor.

Oysa söylediği çok açık; Eylül, “çaba göstermeden sahip olduğun bir özellikle gurur duymak ne kadar saçma. İnsan tesadüf eseri dünyaya geldiği coğrafya sayesinde kendini nasıl başkalarından üstün görür? Bu gururun, kendimizi sorgulamamızın önünde bir perde yarattığının farkına değil misiniz?” diye soruyor.

Eylül, “eğer gurur duymak istiyorsak, gurur duyulacak başarılara imza atmamız gerekir” diyor. ABD vatandaşı olmak için başvuru yaptığını çünkü Türk pasaportu ile başka ülkelere gitmekte zorlandığını anlatıyor.

Genç kızın videolarına gelen yorumlarda onu alkışlayanların yanında, tahmin ettiğiniz gibi, “sen zaten aslını yitirmişsin, orada kal, sana ihtiyacımız yok” türünden çok sayıda tepki de var.

Acaba o tepkiyi gösteren yaşıtları, Amerika’da okuma imkanı bulsalar bir an bile gidip gitmeme konusunda tereddüt ederler mi?

Gelelim o çarpıcı ankete. Rakamlar, gençlerle orta ve yaşlı kesim arasındaki uçurumun inanılmaz şekilde büyüdüğünü gösteriyor.

Z kuşağı dedikleri, şu an 20 yaşın altında olan gençler. 2023 seçimlerinde her beş seçmenden biri onlar olacak. Yani ana muhalefet partisinin şu anki seçmen sayısı kadar.

O gençlerin yüzde 15’i namaz kıldığını, yüzde 28’i ise inançsız olduğunu söylüyor. Çok büyük çoğunluğu, ırk, din, mezhep gibi ayrımları reddediyor.

Yüzde 78’i Avrupa Birliği’ni destekliyor. Yüzde 82’si farklı din ya da mezhepten biriyle evlenebileceğini söylüyor.

Şimdi okurların büyük çoğunluğunun 20 yaş üstünde olduğu varsayımıyla, hepimiz aynaya dönüp bir bakalım. Bu çocuklar bize ne kadar benziyor?

Gözden kaçırılmaması gereken en önemli noktalardan biri, ankete katılanların 17-20 yaş civarı gençler olması. Bugün dünyaya gelenlerin ya da LGS’de ter döken 13-14 yaş grubundaki çocukların yarın hangi değerleri savunacaklarını, nasıl yönetilmek isteyeceklerini de varın siz hesap edin.

Sayısı ile övündüğümüz gençlerimiz işte hayata böyle bakıyor. Bir de onları daha uzun yıllar onları yönetme iddiasında olan politikacılarımızın söylediklerine, yaptıklarına bakın.

Sorunların, önce varlığını kabul edip sona çözümü yoluna gitmek yerine gerçekliği şüpheli rakamlarla pembe tablolar çizerek bu çocukları kandıramazsınız.

Onları zorla imam-hatip okullarına yönlendirerek dünyaya bakış açılarını değiştiremezsiniz.

Gençliğini doyasıya yaşamak yerine; gideceği liseyi belirleyebilmek için 1 milyon 600 bin yaşıtı ile kıyasıya yarışa sokulmalarını bu çocuklar unutmayacak.

Çünkü Avrupa ülkelerindeki eğitim imkanlarını ve seviyesini hepsi çok iyi biliyor.

Ve internet sayesinde o kadar çabuk organize olabiliyorlar ki bir de bakarsınız üç beş sene sonra aralarından birileri çıkmış, bugünün değerlerine tamamen aykırı söylemlerle politik düzeni bir anda alt üst edivermişler.

Yani işin özü, bugünün ‘bilge’ liderleri artık uzatmaları oynuyor. Emin olun, bu gençler sizinle yürümeyecek.